Türkiye’de tarımsal üretimin önündeki en büyük engellerden biri, tarım arazilerinin nesiller boyunca miras yoluyla paylaşılarak ekonomik anlamda işletilemeyecek kadar küçük parçalara bölünmesidir. Bu durum hem tarımsal verimliliği düşürmekte hem de ülke ekonomisine zarar vermektedir. Bu sorunun önüne geçmek amacıyla, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda köklü değişiklikler yapılmış ve tarım arazilerinin miras yoluyla intikali konusunda oldukça sıkı kurallar getirilmiştir.
Miras hukukunun genel prensiplerinden farklı olarak, konu tarım arazileri olduğunda “eşit paylaşım” ilkesi yerini “arazinin bütünlüğünün korunması” ilkesine bırakır. Bu makalede, tarım arazilerinin miras yoluyla intikali, asgari bölünemez büyüklük sınırları, ehil mirasçı kavramı ve mirasçıların anlaşmazlığı durumunda izlenecek hukuki yollar detaylı bir şekilde incelenmiştir.
Tarım Arazilerinde Bölünemez Büyüklük Kuralı Nedir?
5403 sayılı Kanun’un temel amacı, toprağın doğal ve yapay yollarla kaybını önlemek ve planlı kullanımını sağlamaktır. Bu kapsamda getirilen en önemli kural “bölünemez büyüklük” kuralıdır. Bölünemez büyüklük, bir tarım arazisinin ekonomik olarak tarımsal üretim yapmaya elverişli olan en küçük yüzölçümünü ifade eder.
Kanuna göre, belirlenen asgari büyüklüklerin altındaki tarım arazileri miras yoluyla dahi olsa ifraz edilemez (bölünemez), hisselendirilemez ve paylaştırılamaz. Miras bırakanın vefatı üzerine terekede bulunan tarım arazileri, bu sınırların altındaysa fiziki olarak mirasçılar arasında pay edilemez; arazinin bir bütün olarak devredilmesi veya satılması gerekir.
Tarım Arazilerinde Asgari Büyüklük Sınırları Nelerdir?
Tarım arazilerinin asgari bölünemez büyüklükleri, arazinin niteliğine (cinsine) göre kanun koyucu tarafından kesin sınırlarla belirlenmiştir. Bu sınırlar şu şekildedir:
-
Mutlak Tarım Arazileri ve Marjinal Tarım Arazileri: Bu tür araziler için asgari bölünemez büyüklük 2 hektar (20 dönüm) olarak belirlenmiştir.
-
Dikili Tarım Arazileri: Zeytinlik, meyve bahçesi, bağ fidanlığı gibi dikili tarım alanlarında bu sınır 0,5 hektar (5 dönüm) olarak uygulanır.
-
Örtü Altı Tarım Arazileri: Sera ve benzeri iklimlendirme sistemlerinin kullanıldığı arazilerde ise sınır 0,3 hektar (3 dönüm) olarak kabul edilmiştir.
Bu rakamların anlamı şudur: Örneğin, mirasbırakandan kalan 30 dönümlük bir tarlanız (mutlak tarım arazisi) ve 3 mirasçınız varsa, bu tarlayı her biri 10 dönüm olacak şekilde 3 parçaya bölemezsiniz. Çünkü 10 dönüm, kanunun belirlediği 20 dönümlük asgari sınırın altındadır. Arazi ya mirasçılardan birine bırakılacak, ya üçüncü bir kişiye satılacak ya da şirket kurularak işletilecektir.
Miras Yoluyla İntikal
Miras bırakanın vefatı ile birlikte tarım arazilerinin intikali süreci başlar. Mirasçılar aralarında anlaşıp şu yollardan birini seçmelidir:
-
Mirasçılar, tarım arazisinin mülkiyetini aralarından birine veya birkaçına devredebilirler.
-
Mirasçılar anlaşarak araziyi aile malları ortaklığı şeklinde yönetebilirler.
-
Tüm mirasçıların katılımıyla limited veya anonim şirket kurularak tarım arazisinin mülkiyeti bu şirkete devredilebilir.
-
Mirasçılar araziyi kendi aralarında devretmek istemezlerse, arazinin mülkiyetini tamamen üçüncü bir şahsa satarak elde edilen bedeli miras payları oranında bölüşebilirler.
Mirasçılar Anlaşamazsa Ne Olur? (Ehil Mirasçı Kavramı)
Bir yıllık süre içinde anlaşma sağlanamazsa, mirasçılardan her biri yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak tarımsal arazinin mülkiyetinin kendisine devredilmesini talep edebilir. Bu noktada mahkemenin karşısına birden fazla mirasçının talepkar olması durumu çıkarsa, hakim “ehil mirasçı” kriterlerine göre karar verir.
Ehil mirasçı, tarımsal faaliyeti en iyi şekilde yürütebilecek yetkinliğe sahip mirasçıyı ifade eder. Mahkeme, ehil mirasçıyı belirlerken Tarım ve Orman Bakanlığı’nın belirlediği kriterleri ve puanlama sistemini kullanır. Bu kriterler genel olarak şunlardır:
-
Kişinin geçimini ağırlıklı olarak tarımsal faaliyetten (çiftçilikten) sağlayıp sağlamadığı,
-
Miras kalan arazinin bulunduğu ilçe sınırları içerisinde ikamet edip etmediği,
-
Tarımsal alet, makine veya teçhizata sahip olup olmadığı,
-
Tarım veya ziraat alanında resmi bir eğitim (lise, üniversite vb.) alıp almadığı,
-
Kadın mirasçılar veya tarıma genç yaşta atılan mirasçılar gibi pozitif ayrımcılık gerektiren durumlar.
Mahkeme, bu kriterleri değerlendirerek en yüksek puana sahip olan kişiyi ehil mirasçı olarak belirler ve arazinin mülkiyetini -diğer mirasçıların paylarını ödemesi şartıyla- bu kişiye devreder. Eğer birden fazla ehil mirasçı varsa ve aralarında eşitlik söz konusuysa, karar kur’a çekilerek verilebilir. Hiçbir mirasçı ehil vasfını taşımıyorsa, en yüksek bedeli teklif eden mirasçıya devir yapılır.
Tarım Arazilerinde Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davası
Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması ve kimsenin araziyi devralmak istememesi durumunda, başvuru üzerine mahkeme ortaklığın giderilmesine (izale-i şüyu) karar verebilir. Tarım arazilerinde açılan ortaklığın giderilmesi davalarında mahkemenin ilk inceleyeceği husus, arazinin aynen taksiminin (fiziksel olarak bölünmesinin) mümkün olup olmadığıdır.
Aynen taksim talebi varsa, mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırır. Yukarıda bahsettiğimiz asgari bölünemez büyüklük sınırlarının (örneğin 2 hektar) altına düşülmeden bir paylaştırma yapılabiliyorsa, arazi bölünerek mirasçılara dağıtılır. Ancak mevcut yüzölçümü bölünmeye müsait değilse, mahkeme arazinin satış suretiyle ortaklığının giderilmesine karar verir. Satış, icra müdürlüğü veya satış memurluğu aracılığıyla açık artırma usulüyle gerçekleştirilir ve elde edilen gelir mirasçıların yasal miras payları oranında dağıtılır. Arazinin tarımsal gelir değerlerinin doğru hesaplanması ve yasal haklarınızın korunması gibi miras hukuku uyuşmazlıklarının çözümünde titiz bir hukuki takip gereklidir.
Kaynak: Avukat İlyas ÇETİN
